Katil Balina

Orka

Katil Balina (Orcinus orca), Orka olarak da bilinir, okyanus yunusları ailesinin en iri üyesidir. Yayılım genişliği olarak dünyada en yaygın ikinci memelidir.

Çok yönlü bir yırtıcıdır ve balık, deniz kaplumbağası, kuş, fok, köpek balıkları ve hatta diğer genç ve küçük yunusları yer. Bu şekilde deniz besin zincirinin en üst noktasındadır. Katil balina ayrıca diğer balinalara özellikle gri balinalara da saldırır.

“Katil balina” adı hayvanın muhteşem ve korkusuz bir deniz memelisi olarak ününü yansıtır. Günümüzde Orka balina olarak görülmez (daha geniş anlamda tüm cetacean’ların balina olduğu gerçeği dışında) ve insanlar için tehlikeli değildir. Doğada Orka’nın bir insana saldırısı kaydedilmemiştir. Bununla birlikte deniz parklarında tutsak olarak tutulan Orkaların terbiyecilerine saldırdıklarına dair raporlar vardır.

“Orka” adı bu hayvanlara ilk olarak antik Romalılar tarafından verilmiştir. Büyük olasılıkla Yunanca ὄρυξ sözcüğünden ödünç alınmıştır. Bu sözcük (diğer şeylerin yanında) bir tür balina için kullanılmaktaydı.

“Katil balina” adı İngilizce’de geniş olarak kullanılmaktadır. Ancak 1960’lardan itibaren “orka”nın türün adı olarak kullanımının popülaritesi düzenli olarak artmıştır ve şu anda bu alandaki insanlar arasında geleneksel olarak kullanılan “katil balina”dan daha popülerdir.

Değişikliğin birden fazla nedeni vardır. İlk olarak gerçekte “yunus” olan bir türün adında “balina” sözcüğünün geçmesi karışıklık yaratmaktadır. İkinci olarak tür diğer Avrupa dillerinin çoğunda “orka” olarak adlandırılmaktadır ve tür hakkında yapılan uluslararası araştırmalar düzenli bir şekilde artmakta olduğu için adlandırma konusunda bir noktada birleşilmiştir.

Hayvanların ayırdedici özellikleri olarak sırtı siyah, göğüs ve yanları beyazdır. Göz üstlerinde ve arkasında da beyaz lekeler bulunmaktadır. Gövdeleri ağır ve tıknazdır ve büyük bir sırt yüzgeçlerine sahiplerdir. Sırt yüzgeçlerinin arkasında koyu gri bir leke bulunur. Erkeklerin uzunlukları 9,5 m’ye kadar olabilir ve ağırlıkları 6 tondan fazladır. Dişileri daha küçüktür; en fazla 8.5 m uzunluğunda olurlar ve ağırlıkları yaklaşık 5 tondur. Yavru katil balinalar doğduklarında 180 kg’dır ve uzunlukları yaklaşık 2,4 m’dir. Çoğu yunustan farklı olarak katil balina’nın kuyruk yüzgeci büyük ve yuvarlaktır; diğer yunus türlerinden farklı olarak kısa bir küreğe benzer. Yaklaşık 1,8 m’lik sırt yüzgeci dişilerinkinden daha uzundur ve uzatılmış ikizkenar bir üçgene benzer. Dişilerin sırt yüzgeci ise daha kısadır ve tırpan şeklindedir. Bu yüzgeçlerdeki çentik, kesik ve sıyrıklar her bir yüzgeçin ayırdedici özelliklerine ek olarak bilim insanlarına katil balinaları birey olarak tanımalarına yardımcı olur.

Büyük erkek katil balinaların özellikleri çok ayırdedicidir ve diğer deniz yaratıklarıyla karıştırılmaları gibi bir olasılık yoktur. Ilıman sularda uzaktan görüldüklerinde dişiler ve gençler Yalancı Katil Balina ya da Risso Yunusu gibi diğer türlerle karıştırılabilirler.Ayrıca sırtlarındaki keser belirgin bir şekilde dik ve uzundur.

Katil balinaların karmaşık bir toplumsal gruplaşma yapısı vardır. Temel birim anaerkil ailedir ve aile reisi olarak tek bir dişi (reis anne) ile onun soyunu içerir: reis annenin oğul ve kızları ile o kızların oğul ve kızları da soyun üyeleri olurken, oğulların kız ve oğlan yavruları ise kendi annelerinin üyesi olduğu anaerkil aileye dahil olur. Bu yapı aile ağacı boyunca devam eder. Dişiler doksan yıla kadar yaşayabildikleri için, dört ya da beş nesil katil balinanın aynı ailede yaşıyor olması olağandır. Anaerkil aileler uzun yıllar boyunca oldukça kalıcıdır: bireyler aileden çiftleşmek ya da yiyecek aramak için sadece birkaç saatliğine ve her seferinde birer birey olarak ayrılırlar. Bir aileden bir bireyin kalıcı olarak dışlanması şimdiye kadar kaydedilmemiştir. Kuzeydoğu Büyük Okyanus’ta kaydedilmiş ortalama anaerkil aile büyüklüğü dokuz hayvandır.

Anaerkil aileler, ortalama 18 hayvandan oluşan ve “sürü (pod)” olarak adlandırılabilecek daha büyük aile grupları olarak bir araya gelme eğilimi gösterirler. Bir sürü, yakın akraba olan anaerkil aile parçalarından oluşur ve sürünün bütün üyeleri aynı “aksan”a (bakınız: “Sesleniş/Şarkılar” bölümü) sahiptir. Ailelerin aksine sürüler, yiyecek aramak için her seferinde günler ya da haftalar boyu, sonra tekrar bir araya gelmek üzere, bölünebilirler. Kaydedilmiş en büyük sürü 49 hayvandan oluşur.

Bir sonraki gruplaşma düzeyi “boy (clan)” olarak adlandırılır. Bir boy, benzer aksana sahip sürülerden oluşur. Boy içindeki sürüler arasında, anne tarafından ortak kalıtıma sahip aile parçalarından oluşacak şekilde, yine akrabalık ilişkisi var gibi durmaktadır. Farklı boylar aynı coğrafi alanda yaşayabilir ve farklı boylardan sürülerin birlikte seyahat ettikleri sık sık kaydedilmiştir. Yerleşik sürüler bir boy olarak seyahat etmek için bir araya geldiklerinde, birbirlerine karışmadan önce iki yakın paralel çizgi halinde karşı karşıya gelerek birbirlerini selamlarlar.

Şimdiye kadar bahsedilen oldukça doğal bölümlenmenin aksine, olasılıkla insanlarca ve gelişigüzel bir şekilde ortaya konmuş son gruplaşma katmanı ise “topluluk” olarak adlandırılır. Topluluklar, “düzenli olarak birbirleriyle karıştıkları görülen boyların kümesi” olarak, gevşek bir şekilde tanımlanır. Topluluklar belirgin aile ya da ses kalıpları göstermezler.

 

Kuzey Amerika kıyılarında incelenen 3 “çeşit” orka vardır: yerleşikler, geçici süreliler ve kıyıdan açıkta yüzenler. Yerleşik orkalar sadece balık yer, geçici süreliler fokları ve diğer balinaları (orkaların dışında) yerler. Kıyıdan uzakta yüzenlerin beslenmeleri konusunda fazla bilinen bir şey yoktur.

Orkaların avladıları türler oldukça farklılık gösterir. Özel topluluklar potansiyel bir avı görmezden gelme pahasına tek bir türe odaklanma eğilimi gösterirler. Örneğin Norveç ve Grönland’daki bazı topluluklar özel olarak ringa balığı avlarlar ve her sonbaharda Norveç kıyılarında balığın göç yolunu izlerler. Bölgedeki diğer topluluklar fokları avlarlar. Orkalar, yedikleri besinler bu kadar farklılık gösteren tekmemelidir.

Benzer yazılar