Rakun

Rakun, Kuzey Amerika’nın en meşhur vahşi hayvanıdır. Gözlerinin üstünde siyah bir maske, süpürgeye benzeyen kuyruklarında da dört ila on siyah halka vardır. Rakun (Procyon), rakungiller (Procyonidae) familyasından memeli hayvan cinsi.

Rakun’un yurdu su yollarının, göllerin ve bataklıkların çevresidir. Geceleri buralarda su kıyılarına dadanan başka hayvanları avlar. İnce parmaklı rakun iyi bir yüzücüdür. Yüzerken balık, kerevit, kurbağa, semender ve midye gibi avları yakalar. Fakat bu hayvan, yumurta, kuş, böcek, sıçan ve sürünen herhangi bir yaratıkla da aynı iştahla karnını doyurur. Mevsiminde cevize, meyvelere, özellikle çilek ve böğürtlene bayılır. Mısırlar olgunlaştığı zaman, mısır tarlaları da rakun’un gece baskınına uğrar. Rakun’un, yiyeceği eti önce suya batırması âdeti ilgi çekicidir. Bundan ötürü kendisine «yıkayıcı» (lotor) adı yakıştırılmıştır. Et parçası ne kadar temiz olursa olsun, onu o yakınlardaki bir suya iyice batırıp yıkamadan yemez.

Rakun’un parmakları uzundur. Dokunma duyusu çok gelişmiştir. Bir ağaç kovuğunda veya kayaların arasındaki ılık bir mağarada barınır. Bu etobur hayvan ağaca çok rahat çıkabildiği ve çok kere bu sayede hayatını kurtardığı halde, uyanık saatlerinin çoğunu yerde geçirir. Gündüzleri dinlenmek, geceleri ise yiyecek aramakla geçen uzun bir yazdan sonra inine çekilerek ilkbahara kadar uyur. Bu arada çiftleşmek veya karnını doyurmak için bazen uyandığı olur. Erkek rakun, tıpkı ayı gibi, aile problemlerini hiçbir sorumluluk kabul etmemek suretiyle çözümler. Kış ortasındaki kısa bir flört devresinden sonra yine bekâr hayatına döner.

İki ayağında da beşer başparmak bulunur ve bu yapı rakunların sürgü, mandal ve kavanozları açmasını, düğümleri çözmesini, kapı kollarını çevirmesini ve buzdolaplarını açabilmesini sağlar. Pençe izleri küçük bir bebek elinin izlerine benzer. Rakunlar kolaylıkla insanın bulunduğu ortama ayak uydurabilir.

New York’taki çoğu rakun hayatından son derece memnundur. Kırsalda on altı yaşına kadar yaşayabilirler ama şehir rakunlarının beslenme alışkanlıkları biraz farklıdır. Tıpkı yeniyetme çocuklar gibi çok fazla kızarmış patates ve çörek yedikleri için vahşi hayattaki kadar uzun yaşayamazlar. Yağ meselesi rakundan sorulur. Vücutlarının neredeyse yarısı yağdır. Bilinen en şişko rakunun adı “Haydut”tu. Pennsylvania’nın Walnutport kasabasındaki Dondurma Dünyasında yaşıyordu. Yer fıstığı yağı ve yaban mersinine bayılırdı. Rakunlar hepçildir ve bu özelliklerinin hakkını verirler.

Gerçekten hemen her şeyi yerler. Kerevit, elma, fare, yumurta, böcek, ceviz, kurbağa, balık, patlamış mısır, yenilebilir deniztarağı, kiraz, kaplumbağa, meşe palamudu, yılan ve hatta yolda arabalar tarafından ezilmiş hayvanları bile yiyebilirler. İngilizce dışında Almancadan Finceye, Çinceden Japonca ve Bulgarcaya kadar hemen hemen tüm dillerde rakun için “yıkayan ayılar” anlamına gelen sözcükler kullanılır. Çünkü sanki yiyeceklerini yemeden evvel yıkıyorlarmış gibi görünürler.

Bilimciler uzun süre vücutları yeteri kadar salya üretmediği ve bu yüzden kuru şeyleri yutamadıkları için böyle davrandıklarını düşünüyordu. Aslında bu doğru değil. Yeteri kadar hatta fazla salya salgılarlar, bu işlemi yiyeceği yıkamak için de yapmıyorlar. Yiyeceği suya banıyorlar, “daldırıp çıkarmak” da denen tuhaf bir davranış sergiliyorlar. Ama görünüşe göre neyin yemeye uygun olduğuna ve sindirip sindiremeyeceklerine bakıyorlar. Etrafta su yok-sa bile bu “daldırma” davranışını sergilemeye devam ediyorlar, yiyeceğin üstünde toz toprak olması onları pek rahatsız ediyor gibi görünmüyor.

Rakunlar iyi tırmanıcıdır. Arka ayaklarını 180 derece döndürebilir ve tırmandıkları yerden baş aşağı inebilirler. Aynı becerilerini baca, samanlık ve tavan arası gibi ortamlarda da sergileyebilirler. Rakun dışkısı kolaylıkla ufalanır ve boru şeklindedir, ucu ise düzdür. Bir rakun dışkısında, insanlarda ciddi rahatsızlıklara yol açabilecek Baylisascaris procyonis adındaki solucan yumurtasından 250.000 adet bulunabilir. Bu yumurtaları yediğinizde larvalar diğer dokulara hatta göze ve beyine bile bulaşabilir.

Hiçbir etkin tedavisi yoktur. Rakun sevimlidir ama çoğunda kuduz hastalığı vardır ve hiçbir belirtisini göremezsiniz. Penislerinde kemik vardır. Texaslılar bu kemiklerin şans getirdiğini düşünür ve yanlarında taşımayı pek severler. ÖnRafaelci şair Dante Gabriel Rosetti kendi küçük hayvanat bahçesinde bir rakun beslerdi. Rakun hiç esin kaynağı olmuyordu hatta bir yolunu bulup şairin bir dolap dolusu el yazmasını yemiş ve kendini gözden düşürmeyi becermiştir.

http://www.zoovidi.com/memeliler/Rakun

Benzer yazılar